Küreselleşen ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle küçülen günümüz dünyasında kültürlerin birbirleriyle daha hızlı etkileştiği bilinen ve kaçınılmaz bir gerçektir. Ancak halkların kültürlerine sahip çıkma dereceleri birbirlerinden farklıdır. Kimileri kültürlerini yaşatmak için çabalarken, kimileri farkında bile olmadan kimliklerini yitirmektedir. Dil bir kültürün yaşatılması için en önemli etkendir. Anadilini kaybeden, yaşatamayan ve yeni nesillere aktaramayan bir toplum kısa sürede tüm kültürünü ve benliğini yitirecektir. Bugün Adigeler dünyanın birçok yerinde yaşıyorlar ve dünyadaki en kalabalık Adige nüfusunun Türkiye’de olduğu biliniyor. Maalesef Anavatandaki Adige nüfusu diğer ülkelerdekine göre çok az, bunun nedeni 145 yıl önce yaşanan ve tarihte başka bir eşi görülmemiş olan “BÜYÜK SÜRGÜN”. 500 bini aşkın kişinin daha karaya ulaşamadan gemilerde hayatını kaybettiği, on binlercesinin hastalanarak öldüğü, hiç unutmadığımız “BÜYÜK SÜRGÜN”. Şimdi tekrar günümüze dönerek soruyorum.
Bugün bu sürgünden haberi bile olmayan nesillerin yetişmesi sizce düşündürücü değimlidir?
Bugün “benim babam çerkesmiş” , “benim ninemde çerkes olduğunu söylüyordu” diyen nesiller oluşmaya başlaması, sizce bir şeyler yapılması gerektiğini haykıran bir alarm değil midir?
Bugün evlerimizde hiç adige yemekleri pişmiyor olması sizce bir alarm değil midir?
Bugün gençlerimizin yarısının bile adigece bilmiyor olması sizce bir alarm değimlidir?
Bugün akordeon sesi duyduğunda içinde bir heyecan hissetmeyen nesiller yetişmesi sizce bir alarm değil midir?
Bugün kültürümüzde yeri olmayan ayrımcılıkların yapılmaya başlanması, birlikteliğimizi dağıtmaya çalışanların ortaya çıkması sizce bir alarm değil midir?
Bugün birlik, beraberliği ve dayanışmayı geliştirebileceğimiz derneklerimize sahip çıkılmaması sizce bir alarm değil midir?
Hala çalan bu alarmları duyma zamanı gelmedi mi?
Bu bizim kültürümüz, bizim dilimiz, bizim örf-adetimiz, bizim müziklerimiz, danslarımız, yemeklerimiz..
Biz Türkiye’ de yaşayan Adige diasporası olarak kültürümüzü ve kimliğimizi yaşatmak adına, her zaman üzerimize düşeni yapmaya kararlı ve hazır olmayız. Unutmayalım ki 2000li yıllarda, diasporada bir kültürü yaşatmak birliktelikle, fedakarlıkla ve kararlılıkla olur.
Saygılarımla
Metin TEBER
İzmir Kafkas Kültür Derneği Başkanı



